13 Mart 2010 Cumartesi

Domates ve çağrıştırdıkları,

Mutfağımıza en çok giren domatesi biz Türkler neden bu kadar çok seviyoruz dersiniz. Kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi sayılalı yıllar oluyor. Her sabah o olmazsa eksik sofra kurduğumu düşünürüm. Ev halkı da benden meraklı, hemen sorarlar; “domates yok mu?”
Kış boyu damak tadında domates bulamadık doğal olarak. Nisan ile birlikte artık domatesler de tatlanacak.
Domatesin ana vatanını Amerika diye duymuştum.
Yoğurdun icatçısının Türkler olduğu, dünyaya bizden yayıldığı onun için adının her yerde “yoğurt” olduğunu biliyorum da, domatesi niye biz bu kadar çok seviyoruz, bilmiyorum.
Yazı konusu ettiğime göre, domateste beni mutlu eden bir madde olmalı.

Dedim de,
hemen aklıma GDOlar geldi.
Uzun yıllar domateslerden, salatalıklardan ve bazı diğer sebze meyvelerden hiç tat alamadık. 60ların 70lerin tatlarını.
80 darbesi yalnız insanımıza olmamış demek ki.
Şimdi biraz biraz eski tatları alıyor gibiyiz.
Genetiği değiştirilmiş organizmalar karşımıza canavar gibi dikilince neler oluyor demeye başladık.
Yediklerimizden tat alamayınca haliyle yaşamdan da tat alamıyoruz. Domino taşı gibi, yıkılıyor her şey, ağır çekimde.
Dünyada da fazla, ama ülkemde biraz daha fazla... İnsanlar şizofren sarmalında, tıpkı grip gibi birbirine bulaştırıyor.
Dünya ve insan buralara gelmeyebilirdi. Evrim bırakılsaydı kendi seyrine.
Yazımı tanıdığım değerli bir Prof. Tunaya Kalkan’ın bir sözüyle bitirmek istiyorum.
“İnsanoğlu doğanın kanser hücresi, kemiriyor.”

3 yorum:

bilge dedi ki...

maalesef çok doğru bir söz söylemiş sn prof umuz eskiden mis gibi kokardı salatalıklar şimdi krem gibi kokuyor 2 yıldır sebzemi kendim yetiştirmeye çalışıyorum ben şanslıyım bu konuda ama çoğunluk halkımız gdo lu sebzeleri meyveleri yiyor ve seyirci lerde bir şey yapmadan ha bire mazeret üretiyor ... bloğuma yapmış olduğunuz ziyaret içinde ayrıca teşekkür ederim.sevgiler..

hasretsenfonileri, dedi ki...

Olmazsa olmaz ları vardır insanın sevgili ozgan bilirsin.. Gıda konusunda tabii!!! Ben herhalde çay ve domates olmadan yaşayamazdım..

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Çok sevgili Ozgan, ben de ne zaman domates alsam gayri ihyiyari kokluyorum. Salatalık kesildimi kokusu yedi mahalleye yayılırdı , nerde artık o günler. Ttasız tutsuz şeyleri lezzetlendirmek için basıyoruz tuzu baharatı valla.
Sevgilerimle