24 Ağustos 2011 Çarşamba

Bugün, sabunlarım.blogspot.un konuğu idim.

Bugün, http://sabunlarim.blogspot.com/ un konuğu idim.

Ne zamandır gitmeyi planlıyordum; hem ‘sabunlarını’ hem ‘serasını’ görmek için.
Eşimle birlikte tuttuk Samandra’nın yolunu. Önce bizi sevimli azman köpekleri karşıladı “siz de kimsiniz” diyerek.
Yeşillikler içinde bir bahçeye girmek şehirden kaçmışlık hissi veriyordu insana.
Mine Hanım, bizi kırk yıllık dostmuşuz gibi karşıladı. Yorgunluğumuzu atıp sohbete daldık.

Burada bir parantez açmak istiyorum. Fethiye’de tanıdığım blogger arkadaşlarım sıra dışı idiler. İstanbul’da tanıdığım arkadaşlarım da öyle. Şimdide yeni tanıştığım Mine Hanım öyle. İçtenliği ve çalışkanlığına hayran kaldım.

Seralarını ve bahçeyi gezdik. Birçok bitki ve çiçekleri bir arada görmek gözlerime bayram ettirmişti. Hepsinden istedim, hiçbirini alamadım. Tatile gidersem kim bakar...

Sonra sabun yaptığı atölyesini gezdik. Bilgiler aldık. “Piyasadaki sabunlar.. dediğim de, “Raf ömrü..” diye başlayınca…, Tamam dedim, başka bir şey duymasam da olur…”

Her şey öyle bir bozuldu ki; kimyasallar, yediklerimizde içtiklerimizde olur da, diğer ürünlerde olmaz mı?

O yeşilliklerin içinde gezinirken düşündüm de, şanslı saydım kendimi, bilgiye hızlı erişimde tekno-nimetlere sahip oluşumdan. İnternetin ağları kelebek etkisi yapabiliyordu..

Vedalaşıp ayrıldık. Orman içi yollardan gelirken Aydos köylülerinden kendi bahçelerinin meyve sebzelerinden aldık.

Bol resim çektim. Bundan sonrası da görsel anlatım olsun.

Siz şimdi ‘sabunları’ da merak etmişsinizdir.
Hemen kullandım birini. Elimi kremle yıkıyorum sandım.
Bilmem ne demeli “ilk intiba son intiba”dır desem olur mu?



















1 yorum:

mete han dedi ki...

Asp web tasarim olarak bilgilendirici paylaşımlarınızdan dolayı bloğunuzu çok beğendik , başarılarınızın ve paylaşımlarınızın devamını dileriz.