4 Temmuz 2010 Pazar

Düşünce Bahçesinde



Hadi biraz felsefe yapalım,

İnsanlık ilk gününden beri dövüşüyor, savaşıyor.
Muazzez İlmiye Çığ’ın Sümer Tabletlerini çözüp, yazdığı kitaplarından birinde okumuştum.
Şehrin öğretmeni söylüyor:“Şehrimiz öyle mamur öyle bakımlı idi ki, geldiler her yeri yakıp yıktılar.”
Yani istilalar savaşlar hiç durmamış. “İnsan bu mu?” diyorum hep kendi kendime: Galiba bu işte!

Bazıları, “orman kanunu geçerli, güçlü isen yaşarsın, savaşlar olmasaydı insanlık ilerleyemezdi” diyorlar. Ben bunu anlayamıyor, kabul edemiyor ve mutsuz oluyorum.
Çocuklarım acı mı çekmeli? Küresel ısınma, tükenmekte olan kaynaklar, bitmeyen savaşlar, kemirilen ormanlar, betonlaşma.
Vazgeçilmesine izin verilmeyen kapitalizm, yaşanası mı kılıyor dünyayı?
Bir tarafta köle olmak, bir tarafta tükenen dünya…. Hangisini alırdınız?

“Bu dünyaya bir daha gelir misiniz” deseler ne dersiniz? Ben kesinlikle başka bir gezegene evet bu gezegene hayır derim. Niye dediğinizi duyar gibiyim.
Dünya böylemi olmalı idi? İnsan birbirinin gözünü oymadan yaşayamaz mıydı? Yaşardı elbet… İnsanı aç gözlü kılan kapital egemenliği olmasaydı..

Bizi getirdiği sonuca bakın: Şimdi gördü eserini! İnsanlığı öldürdüğünü, metanın insan sevgisini yok ettiğini anladı ama yapacak bir şeyi de yok, son noktayı koyana dek gitmek zorunda.

İçinde olduğumuz dünyaya bakıyorum, insan mutlu değil.
Öyleyse, ya kapitalizm ya insanlık, biri varsa biri yok.

İnsanlık kapitalizmi aşmak zorunda.
Varolmak istiyorsa.

1 yorum:

hasret senfonileri dedi ki...

İnsanlar, önce insan olduklarını öğrendiklerinde, sorun çözülmeye başlar diye düşünüyorum sevgili zeynep..