19 Haziran 2010 Cumartesi

Tepe


Pierre Loti

Hep okudum, hep duydum. Algılamalarımın etkisiyle hayranlık duyuyordum.
Fransız Loti, Türkiye’yi çok sevmiş. Yıllarca ülkemize gelmiş gitmiş, bizim gibi giyinmiş halkın arasına katılmış, “Türkiye benim ikinci vatanım” demiş, saraydan bir kadına âşık olmuş, Eyüp tepesine çıkıp, halici seyrederek, saatlerce oturup kalırmış, dalarmış, yazarmış.
‘Pierre Loti’ adını alan bu tepeyi görmem sonunda kısmet oldu.

Teleferikle çıkmakla başlayan serüvenimi anlatmalıyım.
Önce mezarlıklar karşılıyor insanı. Hani soğuktur ya yüzü mezarlıkların! Kesinlikle böyle düşünülmüyor orada. Ben dedim ki eşime; “hiç böyle insana güzel gelen mezarlıkla karşılaşmamıştım”. Mezarlığı itici gelmiyorsa acaba tepeye çıkınca neler hissederim diye düşünüyordum; anlatıla gelen bir “Piyer Loti Tepesi” hayranlığı var ya hani, orayı turistik kılan.
Önceleyin şunu demeliyim ki, Loti 1876 larda hayran hayran Halici seyrederken sade yeşil ve mavi vardı. Düşünebiliyor musunuz ne rüya! Benim gözlerimse yapılaşmaları da görüyordu, tepeden bakarken Haliç’e.
Buna rağmen huzur buldum, kahve önünde otururken ve tepeden haliç kıvrımlarına bakarken. Hava sıcaktı, tepemizde ıhlamur ağaçları, esirgemiyorlardı bizden kokularını.

Ahşap tek katlı ev önünde oturduk. Çaylarımızı yudumladık, sohbet ettik, Fransız turistlere resim çektim onlarda bizi çektiler. ‘Loti’nin Kahvesi’ imiş. Yıllara meydan okuyor, dimdik ayakta. İçine girdik, çeşitli hatıralar, turistik…

Hafta içi gitmiştik, doluydu gene de. İnsanlar tepede ne arıyorlardı acaba nostalji mi yapıyorlardı yoksa manzara hayranlığı mı? Buna karar veremedim ama ben hangisinden yana ziyaretçi idim derseniz biraz tarihti görmek istediğim sanırım, birazda manzaraydı işte...

Aradığımı buldum mu?.. Loti’nin gördüklerini göremedim elbette. O günlerdeki gibi değildi “Altın Boynuz”. Ama (değişim gerçeğine karşın) yeşil bir tepeden engine bakışlarım süzülürken, mitoloji kahramanı gibiydim… Mutluydum, ayrılırken….

3 yorum:

laleninbahcesi dedi ki...

ay inanmazsın gitmedim... Hep kıyısından döndüm üşendim... ama bu kez gidicem...Manzara ne güzel çıkmış, tablo gibi...
sevgilerimle

hasret senfonileri dedi ki...

"Hatta sen
sen Pier Loti!
Sarı muşamba derilerimizden
birbirimize
geçen
tifüsün biti
senden daha yakındır bize
Fransız zabiti! ”

demiştir bir şiirinde Nazım Hikmet Pier Lotti için.. Türk aydınlarının (ki o zamanlar gerçekten AYDIN kişiler için söylenirdi bu tanımlama)ikiye bölünmesine sebep olmuştur bildiğim kadarıyla..
Ama o tepenin güzelliği ilk gördüğümde beni de büyülemişti sevgili zeynep..

LODOSCU dedi ki...

O tepenin insanı geçmişin ruhuna bağlayan bir etkisi var.

İstanbul'da hala bu ruhu bulacağımız yerlerin olması ne iyi..