30 Eylül 2012 Pazar

Yazmanın Dayanılmaz Hafifliği


İsterim tabi ben de, fikirlerimin satırlara dökülmesini.
Görüldüğü gibi, blogumdaki yazılar çoğunlukla alıntı.

 Ne beyinler var, ne cevherler, ne güzel söylerler.
 Ben ki kaç fırın ekmek yemeliyim daha.
Bütün yaptığım hayran hayran bakmak, okumak, sonra da pörtföyime almak.
Belki bir gün nacizane ben de bir şeyler karalarım.
 
Şimdilerde yaptığım;
hayat devam ederken, yaşamdan kaçırmamam gerekenlere yoğunlaşmak.
Zira, çoktan aşılmış, Cahit Sıtkı'nın  dediği.
 
3 aydır hayatımın ilk en uzun tatilindeyim.
Ege'nin dibindeyim sakin bir köyünde.
Arada bir, araba yada insan geçen, çoğunlukla horoz sesinin olduğu, pencerelerden ağaçların, güneşin baktığı, balkonundan okşayan rüzgarın geçtiği.
 
Kaçmak ister ya insan bazen,
Özlemini sınamak ister belki, büyük şehrin.
Ya da açlığını gidermek, kırsala olan.
 
İnsan oğlu bu,
Gönlü avunmaz kolay kolay.
Arar da arar.
 
Şu dağlar bana bakarken, minnet duyuyorum.
Eteğinden gelen su sesi , şehrin gürültüsüyle yer değiştirmiş.
 
Alışkanlıklar, çekim gücündeler.
Beni sürüklüyorlar.
Bir oraya bir buraya,
Yetişebilir miyim?
Ruhum doyarsa şayet!

 










3 yorum:

ali zafer sapci dedi ki...

Güzel bir post daha... Teşekkürler.

Asortik Krep dedi ki...

Ben buraları tanıyorum ama yazmam ;)

yasemin varyemişçi dedi ki...

harika resimler ve mekan :)